Bitkiler sevgiyle çiçek açıyor
O sevgiyle Güneş ışık saçıyor
Tüm kuşlar sevgiyle kanat çırpıyor
Sevgisiz yürekler kıraç inan ki
Necla Polat Hasbutcu
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.
Attila İlhan
Dinle yavrucağım; dinle bu devir,
Herkesin herkese husumet devri.
Sorma hiç kimseye, sadakat nedir?
Bu devir sadığa ihanet devri.
Caner Kara
Bedenim kırık bir köprü,
Kaburgalarım sızlar, omuzlarım düşer.
Yine de ben, kan güllerinden tohumlar ekerim,
Zifiri gecelerde küllerimi yoğururum.
Remziye Çelik
Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım
Erdem Beyazıt
Duru bir su gibi güya berraktın
Bedenen yakınken ruhen ıraktın
Herkes gibi sen de beni bıraktın
Ümidimi yıktın bir sen eksiktin
Sadık Yılmaz
Yola düştüm ay batarken
Derelerde buldum seni
Ötelerde sanır iken
Berilerde buldum seni
Ülkü Tamer
Makineler diken gibi
Batar her gün kalbine
Yün örecek elleri
Her gün ekmek derdinde
Bora Ayanoğlu
Bu tuzlu meltem mi böyle genzimi yakan?
Yoksa dokundu mu sarf ettiğim o sözler?
Çökerken sahile gece sinsi bir duman
Birer birer uçurumdan atlar hevesler
İskender Külekçi
Yolcular yanılır yollar yanılmaz
Merhemin bulmayan yara onulmaz
Şu dünyada kötü, iyi anılmaz
Herkesin şerefi sütü söylenir
Seyrani
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Mehmet Akif Ersoy
Müfreze dağı sarar
Dağda kaçaklar arar
Geçit vermez kayalar
Hızlan be Halil İbrahim
Dursun Ali Akınet
Ölüme saklandın usulca.
Gecenin zifirinde yıkadılar ve gittin.
Pürü pak alnınla düştün toprağa.
Soğuk bir mezar taşı ve üstünde alınyazın kaldı
Kabrin, nurdan bir ummana döndü.
Emine Ünal
Beş bahar yaslanmış hüznün kara aynasına
Beş hazan dayanmış zülfün dumanlı dağına
Duman ki dağılmış ipek tellerde yürüyor
Bir ahu ceylanı kervanlara götürüyor
Göz süzünce tepeleyip develerle bin beni
Çiğniyor kervanlar yollarda sersefil gölgemi
Kevser ÖZDAMAR
Başım sükutu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.
Ahmet Hamdi Tanpınar
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Yahya Kemal Beyatlı
Yıllardır küllenmiş aşkın var bende
Aşkın mekan kurmuş yanan gönlümde
Beni terk edip de gittiğin halde
Sana intizara kıyamıyorum
Selahattin Cesur
Geldim işte dostum yüzün gülsün be( )
Yaralarım ağır varsın olsun be( )
Halimizi bir tek Allah bilsin be( )
Ben varım yanında yalnız değilsin.
Ali Kınık
Uçurtmamı rüzgâr yırttı dostlarım( )
Gelin duvağından kopan bir rüzgâr.
Bu rüzgâr yüzünden bulutlar yarım;
Bu rüzgâr yüzünden bana olanlar...
Sezai Karakoç
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum
Orhan Veli Kanık
Bence sevin.
Nefret zaten çok moda.
Farklı olun ve sevin.
Bir insanı, bir kuşu, bir köpeği,
bir ağacı, bir şarkıyı, bir kitabı( )
Oğuzhan Özpolat
İncitmedim karıncayı( ) kuşları
Yaşadım ben sonbaharı( ) kışları
Gönlümdedir aşkının nakışları
Bir gün ölürsem güleceksin söz ver
Resul Uzun
Dinle yavrucağım; dinle bu devir,
Herkesin herkese husumet devri.
Sorma hiç kimseye, sadakat nedir?
Bu devir sadığa ihanet devri.
Caner Kara
Fatihte yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun
Attila İlhan
Dalgın dalgın dalacağım sokaktan sokağa
Bakmayacak kaldırımlar yüzüme
İnsanlar kaçıracak gözlerini
Yollar çıkmayacak gürültüye
Sessizlik tırmalayacak kulaklarımı
Abdurrahim Tacettinoğlu
Evleniyormuşsun bugün
Bilmiyor muyum
Özlemiyormuşsun beni
Duymuyor muyum
Evleniyormuşsun bugün
Öyle diyorlar
Özlemiyormuşsun beni
Öyle diyor
Ömer Naldemir
Kendimizi tanımak ve değer vermek, kişisel gelişimin ilk adımıdır. “Kendini bilen insan, dünyayı fetheder.” der Sokrates. Bu söz, kendimizi tanımanın ve potansiyelimizi fark etmenin önemini vurgular. Kendi değerimizi bilmek, bizi güçlü ve kararlı kılar.
Birsen Eker
Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır.
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor.
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini.
Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim.
Cahit Sıtkı Tarancı
Çevresine bakarak hatıra arıyordu
Yırtılan mintanıyla yarasın sarıyordu
Bülent Arkan
Bir çocuk değilim olma bakıcı
Kinayeli sözler her an yıkıcı
Monoton tekdüze hayat sıkıcı
Birdenbire çıktın bir sen eksiktin
Sadık Yılmaz
İplikleri iğnelerden her geçirdiğinde tarihin hangi anıları canını daha çok yakmıştır bilemem ama ben elimde ısıtıcı ile tekrar mazime -o ihtişamlı mavi elbiseye- geri gidip ilk kata indim. Geri dönerken artık payitaht olmayan bu şehirde fırtınalar kasırgaya dönmüşken tutunacak dal olarak mazimi seçtim. Bu mavi elbise de tutunduğum dalın cisimleşmiş hâliydi.
Gözde Çimen
Mehmet Rauf, geçimini sağlamak için bir yandan dergilere edebi yazılar yazıp gazetelere makaleler gönderiyor bir yandan da şöhretini yükseltmek için uğraşıyormuş fakat istediği başarıyı bir türlü yakalayamıyormuş. Yazdığı romanlar satmayınca iflasa sürüklenmiş. Bu yüzden ikinci eşinden de ayrılmış.
Aydın Akyüz
Keşke biraz dursaydı durmak bilmeyen zaman
Olur muydu halimiz belki bu kadar yaman
Çaresi yok ki artık dilesen bile aman
Dört nala giden atın çabası taya düştü.
Şükrü Atay
Yıldırım iyi top oynardı, iyi bisiklet sürerdi, Eğer tanıyorsa sizi, iyiydi. Gerisine hiç kefil olmadım. Sonra zaten hepimiz kör olduk, görmedik birbirimizi. Dişlerini sökmüştü belediye caddelerin, kaybetmiştik kafiyelerimizi.
Mahmut Celaloğlu
Mavi, üzgün zamanlarımızda ferahlık verir, bunun nedeni göğün ve denizin, kederlerin zincirinden azade olma cesaretinin ruhlarımıza sirayet etmesidir. Mavi, umuttur; her ne olursa olsun sonsuzluğu çağrıştırır. Mavi, hasrettir; göğe baktığımızda O'na kavuşacağımıza dair bir tesellidir.
Hikmet Şeyhanlıoğlu
Çakalın birisi, bir gün kendisini 7 renge boyayıp dalmış ormana. Hayvanlar ne tepki verecek diye merak ederken, bakmış ki ne olduğunu anlamadıklarından çekine çekine yaklaşıyorlar. Hayvanlar “Sen kimsin” diye sordukça şansını denemek için “Ben ormanın yeni kralıyım.” demiş. Çakal etrafındaki hayvanlar kalabalıklaşınca aslanın karşısına çıkmaya karar vermiş. Aslanın karşısına çıkınca hayvanlar hep bir ağızdan “Artık kralımız bu yedi renkli yaratık.” demişler. Aslan ses etmemiş, gülmüş geçmiş.
Caner Kara
Bir romanda okumuştum buna benzer bir şeyi
Cildi parlak kağıt kaplı, pahalı bir kitaptı
Ne olmuş nasıl olmuşsa aşık olmuştu genç kız
Yine böyle bir durumda tamirci çırağına
Cem Karaca
Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.
Ahmet Hamdi Tanpınar
Kulağı hep radyodaydı dedemin
Uyuşuk bir sarman kedi de
Dizinin dibinde
Akşamları el ayak çekilince
Başlardı onun neşesi türkülerle
Mehmet Özcan YASDIBAŞ
Kapitalist sistem insana özünü unutturuyordu. Biz sanatçılar toplumu diriltecek; topluma kim olduğunu hatırlatacak özgün, orijinal, anlamlı eserler üretmeli, önce kendi çöplüğümüzden kurtulup ardından onlara örnek olmalıyız.
Recep Kerem Hançer
Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.
Yahya Kemal Beyatlı
Ben nerede değilsem zaferin başkenti orası
Çünkü yenik insanlar, yenik başkentleri sever
Kyoto’yu Tokyo’ya tercih edişim bundandır
Colchester’i Londra’ya tercih edişim bundan
Furkan Çirkin
Akif’in 1911-1933 tarihleri arasında yayınlanan ve sonradan Safahat ismiyle tek ciltte toplanan yedi eserden mürekkep kitabında çeşitli vesilelerle sanatı ve edebiyatı özellikle şiiri değerlendirdiğini görüyoruz.
Abdullah Şengül
Saati uzattım. Mercekli gözlüğünü takıp saatin arka kapağını açarken benimle sohbet etmeye meyilli biçimde sorular sıraladı. Ben de cevapladım. Saatin uzun süredir bozuk halde bekletildiğini vurguladıktan sonra tamir ettirme gerekçemi öğrenmek istedi. Anlattım. Saatten bağımsız bir bahaneyle dışarı çıkmaya muhtaç halimden bahsettim. Sonra konu yazarlığıma geldi. Neden yazmayla arama mesafe koyduğumu sordu. Hiç tanımadığım birine rahatça anlattım içimden geçenleri.
Yakup Yaşar
Mekân; somut ve soyut boyutlarıyla sosyo-ekonomik koşullar içinde farkına varılmış, fiziksel ve manevi sınırlarla belirlenmiş alandır. Niteliğini ve niceliğini toplumsal akışlarla devamlı değiştiren mekân kavramı, evrensel ölçülere kadar uzanan nesnel ve öznel değerlerin tümünü kapsamaktadır. Bu anlamda sosyolojik bir olgu olan mekân, eylem ve üretim ilişkilerinin ilişkiselliğiyle ilintilidir.
Heybet Akdoğan
Sen,
Sahile vuran en hırçın dalganın
Geri dönmeyen yetim damlasında
Kumu sevmeyi bilensin...
(...)
Mehmet Ayaz
Başına gelecekleri bilirmiş gibi bir mektubunda, “İhtiyarlayacağımı kim söyledi; hep genç kalacağım!” der Sabahattin Ali.
Ve hep genç kalır!
Ve hala kırk bir yaşındadır…
Melek Koç
Çiğdem der ki ben elayım
Yiğit başına belayım
Hepsinden ben âlâyım
Benden âlâ çiçek var mı
Aşık Veysel
İnsanların yüzünde mana da neşe de yok,
Saklanmak mümkün değil kuytu da köşe de yok,
Halimiz itten beter, keyfimiz paşada yok!
Tebessüm ediyorum da gülesim gelmiyor.
Caner Kara
Kuytu bir köşede bir çiçek küstü.
Döktü yaprağını boynunu büktü.
Alaaddin Us
(1)3 Eylül 1967’de İstanbul’da dünyaya gelen Daron Acemoğlu önce İngiltere’de daha sonra ABD’de ekonomi üzerine dersler verdi. (2)2006 yılında Türkiye Bilimler Akademisi tarafından 2013 yılında ise Türkiye Cumhurbaşkanlığı tarafından ödüllendirildi. (3)Yurt içi ve yurt dışı birçok üniversiteden de çeşitli ödüller aldı. (4)Yazdığı bir makalede kendisiyle birlikte bazı kişileri eleştirdi.
Ardahan, Türkiye’nin kuzeydoğu köşesinde kurulmuş olan bir ildir. Batısında Artvin, güneybatısında Erzurum, güneyinde Kars ve doğuda Gürcistan ile sınır teşkil etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kafkaslar’a açılan kapısıdır. Gürcistan’la arasında Türkgözü ve Çıldır Aktaş olmak üzere iki adet sınır kapısı bulunmaktadır.
Aslı Hâkimiyet’te çalışan bir gazeteciydi. Balık avlama sezonu başlamadan önce balıkçılarla haber yapmak üzere balıkçı barınaklarına gitti. Balık, deniz, balıkçılar onu hep çocukluğuna götürürdü. O küçükken babası oturdukları köyün içinden geçen dereden balık tutar, temizler, pişirir ve Aslı'ya elleriyle yedirirdi. Şiir okumayı çok seven Aslı'nın en sevdiği şiir Tevfik Fikret'in "Balıkçılar" şiiriydi bu yüzden.
Ömer Kahraman
(1)Ankara’da doğdu. (2)İlkokul eğitimini Manisa’da, Liseyi İzmir’de tamamladıktan sonra Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü’ne girdi. (3)1998 yılında buradan mezun oldu. (4)Eğitimine devam etmek üzere ABD’ye gitti.
Turnam gidersen Mardin’e
Turnam yâre selam söyle
Karlı dağların ardına
Turnam yâre selam söyle
Turnam gidersen Aktaş’a
Karlı dağlar aşa aşa
Hem kavime hem kardaşa
(1)Gal futbolu, İrlanda’nın milli sporlarından biridir. (2)Sertlik ve hız açısından futbol ile ragbi arası bir oyundur. (3)Takımlar onbeş kişiden oluşur. (4)Aynı sayıda yedek oyuncu bulundurma hakkı vardır.
Yukarıdaki metinde numaralı cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmıştır?
(1)Rishi Sunak, 12 Mayıs 1980’de doğmuştur. (2)Goldman Sachs adlı bankada ve devletin farklı kademelerinde çalışmıştır. (3)24 Ekim 2022’de İngiltere’nin yeni başbakanı olmuştur. (4)Evli olan başbakanın iki çocuğu bulunmaktadır.
Yukarıdaki metinde numaralı cümlelerin hangisinde bulunma durumunda bir isim kullanılmamıştır?
(1)Rishi Sunak, 12 Mayıs 1980’de doğmuştur. (2)Goldman Sachs adlı bankada ve devletin farklı kademelerinde çalışmıştır. (3)24 Ekim 2022’de İngiltere’nin yeni başbakanı olmuştur. (4)Evli olan başbakanın iki çocuğu bulunmaktadır.
Yukarıdaki numaralı cümlelerin hangisinde özel isim bulunmamaktadır?
(1)Samipaşazade Sezai, Sergüzeşt romanında esaret konusunu ele alır. (2)Başkarakter olan Dilber, Kafkasya’dan Türkiye’ye getirilmiş genç bir kızdır. (3)Köle olarak çalıştığı konaklarda çeşitli zorluklarla karşılaşır. (4)Dilber’in Kafkasya’da başlayan hüzün dolu macerası Mısır’da son bulur.
Yukarıdaki numaralı cümlelerin hangisinde özel isim kullanılmamıştır?
Şimdi bir kenarda hıçkıra hıçkıra
Ağlıyorum çiçeğim sana değil bana
Şimdi bir kenarda hıçkıra hıçkıra
Ağlıyorum çiçeğim sırtımdan vuranlara
Şahin Karakuzulu
Yukarıdaki metinde altı çizili sözcüğün yerine kullanılabilecek sözcüğü yazın. Bu sözcüklerin türünü belirtin.
Noktalama İşaretleri
Karac( )oğlan der ki kondum göçülmez.
Acıdır ecel şerbeti içilmez.
Üç derdim var birbirinden seçilmez( )
Bir ayrılık( ) bir yoksulluk( ) bir ölüm( )
Bu ne derttir bu nasıl sınavdır
Anlayabilirsen anla Ali Cabbar
Yükün() almış buralara küsmüş
Askere yazılmış gider Ali Cabbar
Emir Can İğrek
Karşılaştık, gönlümüzü hedefe koyduk.
Bir an öyle bakakaldık bakışadurduk.
Gözlerimizi kaçırdık edebimizden.
Ozan Manas
Metne göre gözlerimizi kaçırmamızın sebebi nedir?
Dağda kızıl ot biter
İçinde keklik öter
Eşkıyadan da beter
Uslan be Halil İbrahim
-Dursunali Akınet
Metinde karşılaştırılanları belirleyin.
*
*
Dağda kızıl ot biter.
İçinde keklik öter.
Eşkıyadan da beter.
Uslan be Halil İbrahim()
Dursunali Akınet
Yukarıdaki metinde altı çizili sözcüğün türü nedir?
Parantezli bölüme hangi noktalama işareti gelme
Kapıldım bir boş hayale
Sevmekten düştüm bu hale
Ersin Tecer
İstenilenleri metne göre doldurun.
Sebep:
Sonuç:
(...)
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.
(...)
Attila İlhan
Bahçalarda saz olur.
Gül açılır, yaz olur.
Ben yârime gül demem.
Gülün ömrü az olur.
Anonim
Türküye göre yare gül dememesinin sebebi nedir?
Verilen dizelerdeki kafiye, redif durumunu açıklayın.
Verilen dizelerdeki ünlü düşmesi olan kelimeyi belirleyin.
Metinde geçen çekimli fiillerin kiplerini belirleyin.
Nasıl kızıyorum kendime bazen
Bazenler çoğalıyor bazen
Sıla Gençoğlu
na ait dizelerdeki zarfları bulun.
Her nihavent şarkıda sanki seni dinlerim,
Hicazkâr taksimlerde hep hayâlin belirir.
Yokluğun ’hüzzam’ çalar, ud inler, ben inlerim;
Dayanamaz yüreğim, isyan eder, delirir.
Ünal Beşkese
ye ait dizelerde altı çizili sözcükler Türk Sanat Müziği’ndeki makam isimleridir. Buna göre bu sözcükler hangi anlamlarıyla kullanılmışlardır?
Gerçek
Mecaz
Terim
Yeni kitabım, aynı zamanda ilk romanım "Kül Ormanı" yayımlandı! Romanın ikliminde o kadar çok zaman geçirdim ki Yosunlu Köy’ ün ve kahramanlarının sayfalar arasında canlandığını görmek beni tanıdık bir heyecana sürükledi.
Güzide Ertürk
ün örtülü olarak anlattığı şey nedir?
Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım
Erdem Beyazıt
Yukarıdaki şiirde yapılan somutlamayı açıklayın.
Insanın ve onunla birlikte sözün tarih sahnesine ilk çıkışından, anlatılacak her seyin tükeneceği o âna kadar "Hiç kimse bunu benim söylediğim gibi söyleyemez!" iddiası şiiri ortaya çıkaran ilk
ana unsurdur. $iir, coskulu bir gönüle karşilık kekeme bir dil ile yolculuğuna çıkar. Her
cümlesini, kelimesini, harfini özenle seçen bu dilin hiçliğin ortasında bir nokta olabilme arzusu
ve telaşıyla meczup bir mizaçta söyledikleri neticesinde istikametine varr. Öyle ki onu anlayan
veli, anlayamayan deli gözüyle bakar.
Şair Zübeyr Talha Akbas
Mukadderat Dergisi Genel Yayin Yönetmeni
Şair, yukarıdaki cevabı nasıl bir soruya cevap olarak
söylemiş olabilir?
1986 yılında Kırşehir Merkez’de dünyaya gelen ve dört kişilik ailenin en küçük kızı olan gazetemizin köşe yazarlığını yapan Birsen Eker ile kitapları, ödülleri ve kendisi ile ilgili bir röportaj gerçekleştirdik. Birsen Eker şimdiye kadar 25 Antoloji, sayısız dergi ve gazetede yer aldı. Umut Dergisi, Güçlü Kadınlar Dergisi ve Söz Yolu Fanzin Dergisi'nin Genel Yayın Yönetmenliğini yapmakta olan yazar Birsen Eker, Hemera Yayınları ve Parya Kitap'tan çıkan Küçük Tavşan’ın ilk masal kitabı olduğunu söyledi. Hemera Yayınları aracılığıyla çıkan ilk derleme projesinin ise ‘’Edebiyat Çeşmesi Antoloji’’ kitabı olduğunu söyledi. İkinci derleme projesi ise Asya Nur Şener ile birlikte yaptığı ‘’Bir Destandır Çanakkale’’ kitabıdır.
Verilen metinde altı çizili kısımda hangi anlatım örneklenmiştir?
Doğrudan anlatım
Dolaylı anlatım
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
İsimler, sayılarına göre üçe ayrılır: Tekil, çoğul, topluluk. Buna göre Mehmet Akif Ersoy’a ait dizelerde geçen topluluk ismini çekim eklerinden arınmış şekilde yazın.
Şimdi bir kenarda hıçkıra hıçkıra
Ağlıyorum çiçeğim sana değil bana
Şimdi bir kenarda hıçkıra hıçkıra
Ağlıyorum çiçeğim sırtımdan vuranlara
Şahin Karakuzulu
Yukarıdaki metinde altı çizili sözcüğün yerine kullanılabilecek sözcüğü yazın. Bu sözcüklerin türünü belirtin.
Şimdi bir kenarda hıçkıra hıçkıra
Ağlıyorum çiçeğim sana değil bana
Şimdi bir kenarda hıçkıra hıçkıra
Ağlıyorum çiçeğim sırtımdan vuranlara
Şahin Karakuzulu
“Ki”ler
Söz ettim mavilere içimdeki yaralardan
Gökteki yağdı yine, yerdekinde yakamoz var
Onur Can Özcan
Tamlamalar
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Sezai Karakoç
Eksiltili Cümle
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.
Attila İlhan
Fiilimsiler
Keşke biraz dursaydı durmak bilmeyen zaman
Olur muydu halimiz belki bu kadar yaman
Çaresi yok ki artık dilesen bile aman
Dört nala giden atın çabası taya düştü...
Şükrü Atay
Düşman geldi tabur tabur dizildi.
Alnımıza kara yazı yazıldı.
Tüfek icat oldu mertlik bozuldu.
Eğri kılıç kında paslanmalıdır.
Köroğlu’na göre mertliğin bozulmasının
(1)Messi, 24 Haziran 1987 tarihinde Arjantin’de dünyaya geldi. (2)Babası fabrika işçisi, annesi temizlikçiydi. (3)11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu. (4)Messi bunun üzerine sağlık giderlerini karşılamayı kabul eden Barcelona’ya transfer oldu.
Cümle Türleri
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.
Attila İlhan
(...)
Yarın hatırımı sorsan ne olur?
Bugün hevesimi, kırdın bir kere
Gitme, dememle kalsan ne olur?
Gönlün çoktan yola çıkmış bir kere
(...)
Gökhan Türkmen
Yukarıdaki sözleri söyleyen kişinin ruh hali için ne söylenebilir
Metin Türleri
Neuilly(Nöyi) Antlaşması, I. Dünya Savaşı ardından savaştan galip çıkan İtilaf Devletleri'yle savaşı kaybeden İttifak Devletleri arasında düzenlenen Paris Barış Konferansı'nda öngörülen antlaşmalardan biridir. İtilaf Devletleri'yle Bulgaristan arasında 27 Kasım 1919 tarihinde imzalanmıştır.
Verilen metinde altı çizili kısmı metnin akışını bozmadan değiştirin.
İsimler
Meta, Los Angeles'taki yaklaşık iki düzine çalışanını, günlük 25 dolarlık yemek çeklerini ev eşyaları almak için kullandıkları iddiasıyla işten çıkardı.
Anlatım Bozukluğu
Girne, Kuzey Kıbrıs'ın başlıca turizm merkezlerinden biridir. Turizm, Kuzey Kıbrıs ekonomisindeki baskın sektörlerinden biridir.
Anlatım Bozukluğu
Hislerinle mücadele vermenin zorluğu
anlatamam belki ama yaşarım iliklerime
kadar. Her gün yeni bir kararla başladığım
günü yenilgiyle uğurlarım, her seferinde.
insann kendine yenilmesi de vardr
kaderinde.
Fadime Yıldırım
Herkese günaydın. Ankara’ya gelmekten büyük memnuniyet duydum. Ben, Roehampton Üniversitesinde yeni nesil öğretmenlere eğitimler veriyorum. Bunun yanında ülkemde
bilgisayar müfredatının geliştirilmesinden de sorumluyum. Yakın zamanda yapay zekâyı eğitim teknolojileri alanına katmak için birtakım çalışmalar yaptım. Yapay zekâ, aslında öğrencilere verilebilecek bir eğitimdir. Öncelikle zekâdan ne kastettiğimizden bahsetmeliyiz. Zekâyı farklı ortamlarda hedeflerimize ulaşmada bir araç olarak değerlendirmemiz
mümkündür. Sizler de birçok farklı ortamda kendi zekânızı fark edebilirsiniz. Yapay zekâ ise insanların ürettiği, zekâ gerektiren işleri yapabilecek makinelerdir.
Miles Berry
Marmara Adası, Balıkesir iline bağlı bir adadır. Gökçeada'dan sonra Türkiye'nin ikinci büyük adasıdır. Kabaca bir elipsi andıran adanın orta kesimleri dağlık, kuzeyi ve güneyi ise genellikle tepeliktir. Marmara Adası'nın sahip olduğu mermer yatakları nemi emdiğinden, diğer adalar gibi rutubetli bir iklime sahip değildir. Ada halkı eskiden beri zeytin ticareti yapmaktadır. Şifalı Su Plajı'nda dağdan inen suyun şifalı olduğuna inanılmaktadır.
Yara
Satır satır dökülse derinlerdeki yara
Yer mi kaldı halbuki, kağıtlara baksana
İlmek ilmek mi sökülür hayatın?
Yapma, belki toparlar seni acıların
Şiirde geçen ikilemelerin sözcük türü nedir?
Kabuğuma çekildim iyice
endişeliyim ziyadesiyle halimden.
selamı sabahı kestim herkesten.
bir ben varım
nereye baksam kendime çarparım.
Yunus Emre Karakaya
Metinden fazlasıyla anlamına gelen kelimeyi bulun.
Delikanlı; kalelerin en zayıf olduğu yer neresidir bilir misin? Kapılarıdır, kaleler oradan düşer. Ağaçların en güçsüz olduğu yer, güneşi en az gördüğü yerdir. Ağaçlar oradan kırılır. İnsanın da en savunmasız yeri kalbidir, en kolay oradan girilir. Yanlış insan girdi mi vay haline… Kale olsan düşersin, duvar olsan çökersin, ağaç olsan kırılırsın! O yüzden oradan kimin gireceğine dikkat et.
Metindeki altı çizili kelimenin anlamını tahmin edin.
Osmanlı Devleti’nden alacaklı olan ülkeler alacaklarını tahsil etmek için Düyun-u Umumiye adında bir teşkilat kurmuşlardır. Amaç sonuç
Türkiye, yüzölçümü açısından dünyanın en büyük 37. ülkesidir. Karşılaştırma
Sevan Gölü, 940 km² yüz ölçümüyle sadece Ermenistan’ın değil, Kafkasya’nın da en büyük gölüdür.
Alman İmparatorluk Donanması tarafından inşa edilen gemilerin en son söküleni olan Yavuz, aynı zamanda tüm muharebe kruvazörleri ve dretnotlar arasında en uzun süre hizmette kalanıdır.
Ermenistan’ın başkenti ve en büyük şehri Erivan’dır.
Sosyoloji, Fransız İhtilalinin çocuğudur. Kişileştirme
Türkiye’nin başkenti ve 2’nci büyük şehri Ankara’dır. Ankara yüzölçümü olarak Türkiyenin en büyük üçüncü şehridir.
Marmara Gölü, Manisa'nın ilçesi Gölmarmara'nın güneyindeki bir alüvyal set gölüdür.
Alaska; ABD’nin yüz ölçümü en fazla, nüfus yoğunluğu en az olan eyaletidir. Tezat
Finlandiya’da 180 binden fazla göl bulunmaktadır. Yaklaşık
İki yanağında iki gül oturuyor
Aldanıyorsun
Vapurlar seni kırlara çıkarayım diyor
Sen gülüşüne yortu oyuyorsun
Yeni doğanı sana benzetmişler
Gülüyor, mahmurluk satıyorsun
Sürgün dergisi Ayşe Şimşek
Elveda denildiği zaman boğazda düğümlenen hakikat, duygu bulutlarını dağıtır ve sevgi güneşinin aslında ne kadar apaçık ulvi bir duygu olduğunu ayrılık vasıtasıyla öğrenmiş oluruz.
Hikmet Şeyhanlıoğlu
Zamirler, ismin yerine kullanılır
Kornişe sıkıştırılan gazete gibi
Yukarıdaki metni tabloya göre çözümleyin.
Kapadokya, 60 milyon yıl önce Erciyes, Hasandağı ve Göllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgâr tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkan bölgedir.
Atatürk Baraj Gölü; Türkiye’nin Adıyaman, Şanlıurfa ve Diyarbakır illeri arasında yer alan bir baraj gölüdür. Fırat üzerinde Atatürk Barajı’nın inşa edilmesiyle oluşmuştur. 817 km²’lik yüzölçümüyle ülkenin en büyük üçüncü gölüdür.
Şu dünya güzelim dünya
Tıkır tıkır işliyor,
İnsanlar insanlar insanlar
Neden böyle çekişir durur?
Aklım ermiyor.
Tavşan güzel bir yaz sabahı uyandı. Kendine çok güzel bir kahvaltı sofrası hazırladı. Tam sofraya oturacaktı ki evde şeker kalmadığını fark etti. Bir koşu gidip sincaptan biraz şeker almak için evden çıktı. Sincabın evine vardığında sincabın da sofra hazırlamaya başladığını gördü. Tavsan sincaba “Sen hiç sofra hazırlama, ben çok güzel bir sofra hazırladım. Sana şeker almaya geldim. Varsa bana biraz şeker ver. Birlikte bana gidelim. Sofranın tadını çıkaralım.” dedi. Sincap, tavşanı çok severdi. Teklifi kabul etti.
Sende çiçek açacaktım
Görmedim sende beni
Görmedin sen de beni
Baharımı topladım
Türkçede iki tane “de” hecesi vardır. Bunlardan biri kelimeden ayrı yazılırken bir tanesi birleşik yazılır. Ayrı yazılan sözcüktür ve bu sözcüğün türü bağlaçtır. Birleşik yazılan ise bulunma durum ekidir. Bağlaç olan kendisinden önceki kelimenin durumuna göre “da” şeklini alabilir. Bulunma durum ekinde ise ünsüz sertleşmesi de olabilir. Bu bilgiler ışığında Meryem Korkmaz’a ait yukarıdaki metinde geçen “de” hecelerini açıklayın.
Osmanlı padişahı II. Mehmet’in Konstantinopolis’i fethetmesiyle Bizans yıkıldı.
Altı çizili kelimede hangi ses olayı olmuştur?
Kafkaslar Avrupa'nın sınırı olarak kabul edilirse Elbruz Avrupa'nın en yüksek dağı olur.
Yukarıdaki cümleyi verilen başlıklara göre çözümleyin.
Koşul:
Sonuç:
Hem ses dinleniyor hem manzara seyrediliyor! Avrupa’nın ekseri memleketlerinde uzaktan görme neşriyatı başladı.
Yaklaşık yüz yıl önceki bir gazeteden alınan yazıda bahsedilen icat ne olabilir?
Ardahan, Türkiye’nin kuzeydoğu köşesinde kurulmuş olan bir ildir. Batısında Artvin, güneybatısında Erzurum, güneyinde Kars ve doğuda Gürcistan ile sınır teşkil etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kafkaslar’a açılan kapısıdır. Gürcistan’la arasında Türkgözü ve Çıldır Aktaş olmak üzere iki adet sınır kapısı bulunmaktadır.
Verilen metinden Ardahan’la ilgili hangi bilgilere ula
A. Ardahan’ın komşu şehirlerine
B. Ardahan’ın Türkiye’deki konumuna
C. Ardahan’daki sınır kapılarına
D. Ardahan’ın hangi coğrafi bölgede olduğuna
Beş bahar yaslanmış hüznün kara aynasına
Beş hazan dayanmış zülfün dumanlı dağına
Duman ki dağılmış ipek tellerde yürüyor
Bir ahu ceylanı kervanlara götürüyor
...
Çiğniyor kervanlar yollarda sersefil gölgemi
Kevser ÖZDAMAR
Cümle Türleri
Her zaman uyandığım saatte uyanıyorum. Uyanıyorum ama hâlâ derin bir uykunun içindeyim. Hem rüyadayım hem değilim. Fakat bilincim açık. Kalk diyorum kendime, kalk. Yatıp durma öyle, son zamanlarda yataktan çıkmaz oldun. Kollarımı havaya olabildiğince kaldırıp ağzımı da timsah gibi açarak esniyorum. Sonra ayaklarımı yataktan aşağı sallayıp biraz daha uyukluyorum. Belki de o an uyuklamaktan çok daha fazlasını yapıyorum.
Nefes' im- Kıymet Nokay Öztürk
Hüznün Ağıtı
Abdurrahim Tacettinoğlu
Dalgın dalgın dalacağım sokaktan sokağa
Bakmayacak kaldırımlar yüzüme
İnsanlar kaçıracak gözlerini
Yollar çıkmayacak gürültüye
Sessizlik tırmalayacak kulaklarımı
Metindeki ikilemenin sözcük türü nedir?
Yazın hayatının önemli isimleri arasında yer alan Halit Ziya Uşaklıgil’in yazmış olduğu Kırk Yıl adlı eser, anı türünde yazılmış bir eserdir. Bu eserde yazar, Uşak’tan başlayarak İstanbul’a uzanan bir yaşam öyküsünü, eğitim hayatının İstanbul’da başlamasını, Okuldan sonra iş hayatına atılmasını ve çıkardığı gazete ve bu süreçte başından geçenleri anlatmaktadır. Başyapıt niteliğinde değerlendirilen Kırk Yıl adlı eser, ustaca kaleme alınmış, yaşanılan döneme kaynaklık edecek özelliktedir.
Semra Durdu
Sanat nedir? Sanat ne zamandır var? Hiç bu soruları düşündünüz mü?
Sanat: Toplumları etkileyen ya da bir insanı etkileyen olayların ses, görsel ve yazı
Materyalleri aracılığıyla ifade etme çabasıdır. Bu materyaller kimi zaman bir türkü
Kimi zaman bir tiyatro oyununda karşımıza çıkar. Tıpkı Pablo Picasso’nun “Resim
Yapmak, günlük tutmanın bir diğer yoludur.” Sözündeki gibi. Yani sanat insan
Yansıtır, sanat hayatı gösterir. Zaten sizde biliyorsunuzdur, tarihin aydınlanmasında
Sanat ve sanatçının çok büyük emeği vardır.
Mahmut Orhan
Yukarıdaki metnin türü ne olabilir? Nedenleriyle açıklayın.
Zararlı ne varsa baş tacı eden
Davar güder gibi kendini güden
Yönünü kaybetmiş bilinçsiz nadan
Kendi mezarını kazanı gördüm
Bülent arkan
Yukarıdaki şiirden “küçükbaş hayvan” anlamına gelen kelimeyi belirleyin
Değişmeyen kalbim hala çok hisli
Ruhumdan ilhamım her dem hevesli
Çözülmez gizlerim ben çok değiştim
Sadık Yılmaz
Yukarıdaki dörtlükten “an” anlamına gelen kelimeyi bulun.
Kolay mı gerçeğe ermek?
Dost bağından güller dermek
Orada kalsın değer vermek
Yeter ucuza satmasın
Nesimi Çimen
Verilen şiirden “toplamak” anlamına gelen kelimeyi belirleyin.
İnsanlarda birtakım ince, yüksek ve asil duygular vardır ki insan onlarla yaşar. İşte o ince, yüksek, derin ve asil duyguları en çok duyabilen ve diğer insanlara duyurabilen şairdir.
Mustafa Kemal Atatürk
Türkçede üç farklı ki vardır. Zamir olan ve sıfat yapan -ki ek şeklindedir. Üçüncü ki ise bağlaçtır ve bazı istisnalar dışında ayrı yazılır.
Verilen açıklamaya göre metinde geçen ki kelimesinin türü nedir?
A. Sıfat
B. Zamir
C. Bağlaç
Alarm sesiyle başlıyor günümüz, pilimiz bitinceye kadar devam ediyoruz bu maratona. Her gün her gün gene aynı şeyler. Elimizde kalan sadece yaşadıklarımız ve iyi kötü doyan karnımız. Ya sonra? Elden ayaktan düşüyoruz günün birinde sen kenara otur, seyret dünyayı diyorlar görmeyen gözlerimiz ve işitmeyen kulaklarımızla. Hastalıktan iki yakamız bir araya gelmiyor ki, seyredelim dünyayı.
Necati Dilek
Metinden “kendi işini yapamaz hale gelmek” deyiminin anlamını bulunuz.
Yüreğimi okşayan bir kadife dokusu,
Şu ihtiyar gönlüme, Tanrı’dan bir ödülsün.
Sevdan, soluklarıma dolan bir gül kokusu
Bin gülistana bedel, kokladığım son gülsün...
Ünal Beşkese
Şiirde geçen hangi kelime gül bahçesi anlamına gelmektedir?
Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede...
Sen zambaklar kadar beyaz
Ve ürkek bir düşüncede,
Sanki mehtaplı gecede,
Hülyan, eşiği aşılmaz
Bir saray olmuştu bize;
Hapsolmuş gibiydim bense,
Bir çözülmez bilmecede.
Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede.
Ahmet Hamdi TANPINAR
Uyandım... Uykularım kırk yama... Yetmez mi bunca çektiği yara? Yine kan ve ter... Çek git be adam! Hayatımdan... Kâbuslarımdan...
Bitti artık her şey. Rahat ol kızım. Diyorum kendi kendime. Aramızdaki ilişkiye gelince, altı ay önce ayrıldık biz. Aynaya bakıp söyleniyorum. Yoksa ben de mi paranoya oluyorum?
Gülçin Granit’e ait cümlelerde geçen "uykularım kırk yama" ifadesiyle ne anlatılmak istenmektedir?
Bir adam
merdivenlerde duruyor
bir şeyler düşünerek.
Zayi.
Korkak.
Burnu sivri ve uzun
yanaklarının üstü çopur.
Merdivenlerdeki adam
- Galip Usta -
tuhaf şeyler düşünmekle
meşhurdur: (...)
Nazım Hikmet Ran
Yalınayak adımlıyorum. Ruhumu denize sürükleyen o sese kulak verdim. Daha doğrusu, tıpkı zaman gibi kendimi de durduramıyorum. Gözüm o yelkenliye takıldı. Mavi patiskaya mutlak bir hakimiyet sağlayan bu beyaz tahta parçasından çıkan özgürlük gıcırtılarında benim içim gıdıklanıyor.
Kupabeyi
Yukarıdaki şiirden “merak edip dinlemek” anlamına gelen deyimi bulunuz.
“El alemle” sakın ola tanışma.
Her haline bir kulp takar bilesin.
Gerekirse yanlış yap da danışma.
Düştüğünde kına yakar bilesin.
İsmail Sıkıcıkoğlu
Yukarıdaki şiirden “bir şeyi kusurlu göstermek için bahane bulmak” anlamına gelen deyimi bulunuz.
Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede...
Sen zambaklar kadar beyaz
Ve ürkek bir düşüncede,
Sanki mehtaplı gecede,
Hülyan, eşiği aşılmaz
Bir saray olmuştu bize;
Hapsolmuş gibiydim bense,
Bir çözülmez bilmecede.
Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede.
Ahmet Hamdi TANPINAR
Metinden yola çıkarak “ay ışığı” anlamına gelen kelimeyi bulun.
Açar,
Kan kırmızı yediverenler
Ve kar yağar bir yandan,
Savrulur Karacadağ,
Savrulur Zozan...
Bak, bıyığım buz tuttu,
Üşüyorum da
Zemheri de uzadıkça uzadı,
Seni, baharmışsın gibi düşünüyorum,
Seni, Diyarbakır gibi,
Nelere, nelere baskın gelmez ki
Seni düşünmenin tadı...
Ahmed Arif
Metinden “en soğuk dönem” anlamına gelen kelimeyi bulun.
LÜBBEY'İN KİREMİTLERİ
Ahmet SEMERCİ
Lübbey'in kiremitleri ayaklar altında
Kanatlarıydı evlerin geçmiş günlerde
İndikçe yalnızlıklar soğuk kerpiç duvarlara
Süzülen gözyaşları bıraktıkça izlerini ruhlara
Kırıldıkça hayaller ufuklarda
Dökülüverdi kiremitler de ayaklarımızın altına
Asil duruşuyla ne sırlar saklamıştı gök kubbeden
Boşluğun limanı soğuk evler
Ve girift derin yalnızlıklar
Isınıvermişti kırmızılıklarıyla
Lübbey'in kiremitleri şimdi
Ayaklar altında, kırık dökük
Tıpkı ben gibi,
Lübbey'in kiremitleri şimdi
Toprak oluyor tıpkı biz gibi!
Şiirden ismin her halinden birer örnek yazın.
Dünyanın peşinden koştukça kendinden uzağa düşüyor insan. İnsan kendinden uzaklaşmaya en yakın olduklarından uzak durmakla başlıyor.
Zeynep Merdan
(1)Liz Truss, 1975 yılında İngiltere’de doğdu. (2)Babası matematik profesörü, annesi ise hemşireydi. (3)Oxford Üniversitesi’nde felsefe, politika ve ekonomi eğitimi aldı. (4)2012’den itibaren çeşitli başbakanlar tarafından Çevre, Adalet, Hazine, Uluslararası Ticaret ve Dışişleri konularında bakan olarak atandı.
Yukarıdaki metinde numaralı cümlelerin hangisinde bulunma durumunda bir isim kullanılmamıştır?
Karamsarlığa kapılmadan, umutsuzluğun içinde kaybolmadan, çirkin acıların nefesini duymadan, gözleri gülen umut dolu yarınlara tebessüm etme, cesaretimize şans vermedir, farkındalık.
Değişim, bir çeşit metamorfozdur . Bir tırtılın kozasının delerken çabalaması ve sonrasında güzel bir kelebek olarak dünyaya gelmesi gibidir. Farkındalık da öyle dönüşüm ve değişimleri doğurur, iç dünyamızda. Değişimler sancılı olsa da dirayetli ve cesur kişileri oluşturur varlığında.
Bazı kitaplar vardır ki kapağını kapadığınızda kendinizi dayak yemiş gibi hissedersiniz. Yüreğiniz erimiş kurşun dökülmüşçesine katılaşır. Siz oradan oraya savrulup dururken okuduğunuz öykülerin aslında ne kadar tanıdık olduğu gerçeği canınızı büsbütün yakar. Özellikle kadınların ele alındığı eserlerde onların çaresizliklerini, boyun eğişlerini, mutsuzluklarını ve acılarını iliklerinize kadar hissedersiniz.
Melek Koç
Ayla Kutlu’nun eserlerindeki kahramanlar genelde kadınlardır. Düş gücüyle çizilmiş olmalarına karşılık inanılmaz derecede gerçektirler. Kadınların duygu ve düşünce dünyalarına, onların bilinmeyen yanlarına ışık tutar. Bu kadınları acıları, öfkeleri ve hüzünleriyle anlatır. Zeynep Aliye’nin ifadesiyle onun kadınları, dışlanmışlıklarına karşın yaşama tutunmayı başarmış, büyük beklentileri olmayan ama yaşamdan, yaşam savaşından vazgeçmeyen, yılmayan kadınlardır.
Melek Koç
Ayla Kutlu, bir dil ustasıdır. O, ince nakışlı sözcüklerle sanatsal bir şölen içinde sunar yazdıklarını. Bir ucu açık öykülerini okuyucunun düş gücüne bırakır. Sağlam bir gözlemciliği vardır. Kısa cümlelerle yazar ve okuyucuyla konuşuyormuş gibi sorular sorarak anlatımını güçlendirir. Belli ölçüde argo ifadeler kullanarak öykülerine doğallık kazandırır. Metinlerde yer verdiği iç monologlar kişilerin yalnızlığını dile getirir.
Melek Koç
Dünya dönüyor, yıllar geçiyor, hayat bildiği gibi geliyor. Cengiz Bozkurt hayatı kendi üslubuyla karşılıyor. Biraz ciddi biraz mizahi ama hep sevdiğiniz gibi.
Bu dünyanın yükü hepimize ağır fakat onunki iki kat fazla sanki. Gün oluyor başkası yerine dertleniyor, gün oluyor başkası yerine utanıyor. Haklı eleştirilerini yaparken özeleştirisini vermeyi de ihmal etmiyor.
Hayatın bin penceresi varsa binini de açıp bir de oradan bakıyor Cengiz Bozkurt. Hepsinden şöyle bir hava almasını sağlıyor okurun. “Ben Gülüyor Muyum?” dediğine bakmayın, satır aralarında attığı kahkahalara eşlik etmeyi unutmayın.
Hala hislerimde, hala özlemimdesin
Sen acı, sen tatlı günlerimdesin
Unutmak kolay olsa, çoktan unuturdum
Boş vermek kolay olsa kendimi avuturdum
Faydalar faydasız, imkanlar imkânsız
Uzayan gecelerde saatler zamansız
Sanki terk edilmiş bir viraneyim
Her yanım dağılmış, yıkılmışım ben
Üstüne basılan taşlar misali
Paramparça olmuş, dağılmışım ben
(1)Messi, 24 Haziran 1987 tarihinde Arjantin’de dünyaya geldi. (2)Babası fabrika işçisi, annesi temizlikçiydi. (3)11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu. (4)Messi bunun üzerine sağlık giderlerini karşılamayı kabul eden Barcelona’ya transfer oldu.
Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
Vermeer, yaşamı boyunca başarılı ve taşralı bir ressam olarak tanındı. Ölümünün ardından eşi ve çocuklarına borç bırakmasından zengin olmadığı bellidir. Vermeer, pahalı boya maddeleri kullandığı için resimleri üzerinde son derece dikkatli ve yavaş çalıştı. Tablolarındaki ışık kullanımı ve ustalıklı işleyiş ile ünlendi.
Türkiye(1) Bulgaristan(2) Yunanistan(3) Gürcistan(4) Ermenistan(5) İran(6) Azerbaycan(7) Suriye ve Irak’la komşudur.
(1)Türkan Akyol, 12 Ekim 1928′de İstanbul’da doğdu. (2)Babasının kurmay subay olması nedeniyle ilköğrenimini her yıl Anadolu’nun değişik yerlerinde okuyarak tamamladı. (3)1971’de bakan olmasıyla Türkiye’nin ilk kadın bakanı göreve başlamış oldu. (4)1980 yılında rektör olmasıyla Türkiye’nin ilk kadın rektörü olmak da kendisine nasip oldu.
Dünya Savaşı’nın askeri safhası ateşkes antlaşmalarıyla sona erdikten sonra galip devletler imzalanacak olan antlaşmaların maddeleri üzerinde karşılıklı olarak anlaşmak ve kendi aralarındaki siyasi, ekonomik problemleri çözümlemek amacıyla 18 Ocak 1919’da Paris’te bir araya geldi.
Şiir ve hikayelerim arasında yazmış olmaktan utanacağım kadar kötüleri olduğunu biliyorum. Bunların bir kısmının çocuk denecek yaşta yazılmış olmaları bence bir mazeret değildir çünkü bu çeşit bir yazıyı bugün herhangi bir imzanın üstünde görsem sahibini ıslah olmaz bir zevksizlik ve tam istidatsızlıkla suçlamakta tereddüt etmem. Bunların, benim sanat hayatımın gelişmesini göstermesi bakımından sadece kendim için bir ehemmiyeti vardır ki bu da onları başkalarına okutmak için bir sebep olamaz.
Buna rağmen bu yeni baskıdan onları çıkaramadım. Çünkü bir kere okuyucu önüne sermiş olduğum taraflarımı sonradan örtbas etmeye hakkım olmadığı kanaatindeyim ama böylece belki de eski bir hatayı devam ettirmekten başka bir şey yapmıyorum.
İyiyi kötüden ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim.
Sabahattin Ali
1. Metinde geçen bazı kelimelerin eş ve yakın anlamlıları aşağıda verilmiştir. Aşağıda verilen kelimeleri eş veya yakın anlamlı olduğu kelimelerle eşleştirin.
Bahane, iyileşme, yeteneksizlik, önem, zorluk, şüphe.
2. Metne göre yazar okuyuculardan neden özür diliyor?
3. Yazara göre sanat hayatının gelişimi nasıl anlaşılır?
Hiç sen bir su değirmeninin içini dolaştın mı adaşım?.. Görülecek şeydir o... Yamulmuş duvarlar, tavana yakın ufacık pencereler ve kalın kalasların üstünde simsiyah bir çatı... Sonra bir sürü çarklar, kocaman taşlar, miller, sıçraya sıçraya dönen tozlu kayışlar... Ve bir köşede birbiri üstüne yığılmış buğday, mısır, çavdar, her çeşitten ekin çuvalları. Karşıda beyaz torbalara doldurulmuş unlar...
Sabahattin Ali
Metindeki anlatım türü nedir?
Ya o seslere ne dersin adaşım, her köşeden ayrı ayrı makamlarda çıkıp da kulağa hep birlikte kocaman bir dalga halinde dolan seslere?.. Yukarıdaki tahta oluktan inen sular, kavak ağaçlarında esen kış rüzgarı gibi uğuldar, taşların kah yükselen kah alçalan ağlamaklı sesleri kayışların tokat gibi şaklayışına karışır... Ve mütemadiyen dönen tahtadan çarklar gıcırdar( ) gıcırdar.
Sabahattin Ali
Anlamı verilen kelimeleri metinden bulun.
Su akan yer:
Durmaksızın:
Aynı isme sahip kişiler:
Makinelerdeki dönme işini aktaran alet, dişli:
Metindeki yansıma sözcükleri yazın.
Metindeki benzetme, kişileştirme ve tezat sanatlarını açıklayın.
Metinde boş bırakılan yere uygun noktalama işaretini getirin.
Bir gün -karların erimeye başladığı mevsimdeydi- bütün çergi -otuza yakın kadın, erkek ve çocuk, dört beygir ve iki defa o kadar da eşek- Edremit tarafına doğru göçüyorduk.
Sabahattin Ali
Az sözcükle anlatılabilecek bir şeyi daha fazla sözcükle anlatmaya dolaylama denir. Lafı dolandırmak yani. Metindeki dolaylama ile anlatılmak istenen sözcüğü belirleyin.
Kadir Mevla’m senden bir dileğim var
Beni muhannete muhtaç eyleme
Yedi kat deryaya gark eyle beni
Yine muhannete muhtaç eyleme
Metinde geçen hangi kelime
“ihanet eden kişi” anlamına gelmektedir?
Seni uzaktan sevmek,
suskun bir gölün kıyısında yanmayan bir feneri beklemek gibi;
ışığı yok ama yönü sen.
Hüseyin Erdinç
Kar taneleri gibi yaşıyoruz şu sıra,
Birbirimize değmeden,
Ayrı ayrı eriyerek…
Nafiz Karak
Köyün en yaşlı, en görgülü ihtiyarı idi. Fakat muhtarı değildi. Tosun’un sıcak, kesik sözlerini dinledikten sonra dedi ki:
— “Oğlum, sende iki yanık gönül var. Biri nişanlı, öteki Osmanlı. Birbiriyle savaşıyorlar. Bu gözü ateşli babayiğitleri aralayıp barıştırmak kolay bir iş değil.”
Tosun içini çekerek nemli bir sesle:
— “ İbiş Dayı, ben sana danışıyorum, göstereceğin yola gideceğim.”
İbiş Dayı başını eğerek düşündü, uzun bir zaman sonra:
— “Tosun, senin yüreğinde de gönlündeki kadar yiğitlik var mı?”
— Var babacığım,
— Öyle ise sen Osmanlısın, nişanlı olan gönlünü sustur.
Tosun, bu sözü dini bir tevekkülle dinledikten sonra ayağa kalktı, İbiş Dayının elini öptü:
— “Gösterdiğin yol Allah yoludur, gideceğim, dedi ve tüfeğini omuzlayarak yürüdü.
(...)
Ziya Gökalp
Aşağıda anlamı verilen kelimeleri metinden bulun.
Köyün ya da mahallenin seçilmiş temsilcisi:
Genç olmayan kişi, yaşlının eş anlamlısı:
Metindeki kişileştirmeyi açıklayın.
Metnin konusu nedir?
Anlamaz ne sultan, ne hünkâr, vezir...
Bu millet derdini taşlara kazır,
Son kurşun, son tekme, son yumruk hazır,
Çakmayı eklesin, daha bitmedi.
Caner Kara
Barışın sürekli olmadığı bir dünyada, kültürel doku ve ekonomik yapıda gelişme olmaz. Çünkü barış toprağa düşen bir buğday tanesine benzer. Her buğday tanesi yedi başak verir. Her bir başakta yüz buğday tanesi vardır. Bunun için, geçmişte bilgiyi bilgeliğe dönüştüren her iktidar, savaştan önce barışın yanında yer almış ve barışı desteklemiştir.
Ersin Nazif Gürdoğan
Seyirci: Filmde Levent “Gerçek kimin umurunda ki?” dedi.
Yönetmen: “Gerçek kimin umurunda?” dedi. İkisi çok farklı cümleler.
Bir film söyleşisinde geçen yukarıdaki diyalogda Levent’in söylediği zannedilen “ki” sözcüğünün türü nedir?
Ayrılık diye bir şey yok.
Bu bizim yalanımız.
Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun?
Ümit Yaşar Oğuzcan
Gözlerinin sıcacık gülüşüne sor beni
O derin bakışların olduğunu anlarsın
Mütebessim yüzünle yüreğinde yor beni
Ruhunun huzur ile dolduğunu anlarsın
Ayhan Sağır
Metinde geçen hangi kelime “tebessüm eden” anlamına gelmektedir?
Sis sabahın erken saatlerinde sokağı tamamen kaplamıştı. Pencerenin önünde duran Musa, evlerin çatılarını bile seçemiyor, yalnızca gri, kesintisiz bir boşluk görüyordu. Tahta döşemelerin iniltisi bu sabah daha yorgundu. Sobanın içindeki soğuk, geceden kalma küllerin arasında sıkışmıştı. Odanın duvarlarında ağır bir nem kokusu vardı; yerinden kalkmak istemeyen bir kokuydu bu.
Erinç Büyükaşık
Bu aşk,
Gökyüzünden ödünç alınmış bir renkti sanki.
Bir bakıyordum,
kalbim denize dönüyor;
bir bakıyordun,
ben dalga olup sana çarpıyordum.
Hülya Çelik
Bir vapur düdüğü gibi içimdeki sızı,
uzaktan uzağa öter durur.
Nafiz Karak
Senin mavi gözlerin.
Onlar sıradan bir renk değil,
bir kadın ne zaman kaybolsa
yolunu bulabileceği bir pusula gibi.
Hülya Çelik
Şu dünyada dert çekene ortak ol
Çok gülenin gözlerinden yaş gelir
Şuurluya, kısa gelir uzun yol
Düz görene gündüz gözü loş gelir
İshak Aras
O nedir, seni kızdıran
Memnun edeceği yerde?
Bak bir garip diyor ki
Nerede o yârim nerde
Erkin Koray
Emir Kipiyle Çekimlenen Fiiller
Bitkiler sevgiyle çiçek açıyor
O sevgiyle Güneş ışık saçıyor
Tüm kuşlar sevgiyle kanat çırpıyor
Sevgisiz yürekler kıraç inan ki
Necla Polat Hasbutcu
Müfreze dağı sarar
Dağda kaçaklar arar
Geçit vermez kayalar
Hızlan be Halil İbrahim
Dursun Ali Akınet
İncitmedim karıncayı, kuşları
Yaşadım ben sonbaharı, kışları
Gönlümdedir aşkının nakışları
Bir gün ölürsem güleceksin söz ver
Resul Uzun
Bir çocuk değilim olma bakıcı
Kinayeli sözler her an yıkıcı
Monoton tekdüze hayat sıkıcı
Birdenbire çıktın bir sen eksiktin
Sadık Yılmaz
Yarın hatırımı sorsan ne olur?
Bugün hevesimi, kırdın bir kere
Gitme, dememle kalsan ne olur?
Gönlün çoktan yola çıkmış bir kere
Gökhan Türkmen
Gözlerinin sıcacık gülüşüne sor beni
O derin bakışların olduğunu anlarsın
Ayhan Sağır
Zarflar
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.
Attila İlhan
Anlamaz ne sultan, ne hünkâr, vezir...
Bu millet derdini taşlara kazır,
Son kurşun, son tekme, son yumruk hazır,
Çakmayı eklesin, daha bitmedi.
Caner Kara
Yola düştüm ay batarken
Derelerde buldum seni
Ülkü Tamer
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum
Orhan Veli
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Necip Fazıl Kısakürek
gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
Attila İlhan
Düşman geldi tabur tabur dizildi.
Alnımıza kara yazı yazıldı.
Tüfek icat oldu mertlik bozuldu.
Eğri kılıç kında paslanmalıdır.
Köroğlu
Dalgın dalgın dalacağım sokaktan sokağa
Bakmayacak kaldırımlar yüzüme
İnsanlar kaçıracak gözlerini
Yollar çıkmayacak gürültüye
Sessizlik tırmalayacak kulaklarımı
Yorumlar
Yorum Gönder